Blog

Nedir Bu Sosyal Medya?

Sosyal medya kavramı son yıllarda neredeyse herkesin gündeminde. Pek çok üst düzey yönetici, şirketlerinin Twitter, Facebook, Google+ gibi uygulamaları nasıl kullanabilecekleri, kullanarak nasıl ilerleyebilecekleri konusunda adımlar atıyor. Bu kadar gündemde olmasına karşın, herkesin sosyal medya ya da sosyal çağ algısı farklılık gösteriyor. Peki gerçekten nedir bu sosyal medya? Web 2.0 ya da kullanıcı tarafından oluşturulan içerikten mi ibarettir?

Sosyal medyanın Türkçe karşılığı ‘toplumsal iletişim ortamı’ olarak düşünülebilir. Tek bir tanımı olmamakla birlikte, genel bir açıklama ile sanal ortamda paylaşım ve etkileşimi ifade ediyor. Geçmişte kullanıcılar, interneti, içeriği okumak, izlemek, ürünler ya da servisler almak için tercih ediyorlardı. Günümüzde ise kullanıcılar artık içerik paylaşma siteleri, bloglar, sosyal medya siteleri,  wiki’ler gibi platformları değerlendirip içeriği yaratıyor, değiştiriyor, güncelliyor, paylaşıyor ya da tartışıyorlar. Bu aslında sosyal medya olgusunu daha iyi ortaya koyuyor. Artık şirketler yalnızca reklam, satış, saygınlık için değil, ayakta kalıp ilerleyebilmek için bu olguya kulak vermek durumundalar. Yani şirketler, sosyal medya etkinliklerini izlemek, gözlemlemek, anlamak ve yanıt vermek üzere stratejiler geliştirmelidir.

Sosyal medyanın sınıflandırılmasında aşağıdaki 6 başlık göze çarpıyor:

  1. Sosyal ağlar – (örn. Facebook, ..)
  2. Bloglar, mikro-bloglar – (örn. Twitter, ..)
  3. Birlikte çalışılan projeler – (örn. Wikipedia, ..)
  4. İçerik toplulukları – (örn. Youtube, ..)
  5. Sanal oyun ortamları – (örn. World of Warcraft, ..)
  6. Sanal sosyal ortamlar – (örn. Second Life, ..)

Yani aslında pek çok yerde rastlayabileceğimiz tanımıyla, sosyal medya bileşik bir tanım ve teknoloji, sosyal etkileşim ve içeriğin (metin, fotoğraf, video, ses ) bütünleştiği etkinlikler toplamı olarak ifade ediliyor.

Sosyal medyanın bu kadar gündemde olmasıyla ilgili çarpıcı bir örnek Amerika’dan. Yapılan bir araştırmaya göre her 4 kişiden 3’ü sosyal teknolojiyi kullanıyor. Diğer bir araştırma, küresel internet kullanıcılarının 2/3’ünün sosyal ağları ziyaret ettiğini ortaya koymakta. Yine aynı araştırma, sosyal ağlara girmenin, kişisel e-postadan sonra günümüzde 2. en yaygın çevrimiçi etkinlik olduğunu öne çıkarıyor. Sosyal ağlarda harcanan zaman, genel internet zamanının ilerleyişine oranla 5 kat daha hızlı artmaktadır. Sosyal ağların etkisi bu nedenle çok büyüktür. Artık büyük yayın kuruluşlarının verebildiği etkiyi, bir birey twitter’da bir başlığı ‘trending topic’ yaparak verebilmekte ki bu muazzam bir araçtır. Kısacası, haber kaynağı kurumlardan bireylere dönüşüyor. Başka bir etki ölçeklemesi ise, takipçisi milyonları bulan ünlülerin bir ürünü ya da mekanı örneğin twitter’da övmek için inanılmaz paralar almaları ve bu şekilde yapılan reklamın televizyonda prime-time’da yapılan bir reklamla eş ses getirmesi!

Sosyal medya kullanıcılarının %93’ü, şirketlerin sosyal ağlarda varlığının mutlaka olması gerektiğini düşünüyor. Tıpkı Netaş’ın Twitter, Facebook, Linkedin, vb’de etkin kayıtlarının olması, bizim Netaş Blog’a üye olup katkıda bulunmamız gibi… 

Altını çizmemiz gereken önemli bir nokta da; artık bu kullanıcıların %85’inin bu şirketlerin sosyal ağlarda, aynı zamanda müşterileri olan kullanıcılarla etkileşimde olmasını istemeleridir. Bu kadar çok etkinlik, içerik ve harmanlanıp yararlanılacak verinin bulunduğu bir ortama yabancı kalmak artık olanaksızdır. Teknoloji şirketlerinin yapabilecekleri artık sınır tanımıyor ve inovasyon ve yaratıcılıkla doğru orantılı.  Sosyal ağların kullanım alanları -örneğin, eğitim için kullanılması- çeşitlilik gösteriyor. (Akademisyen bir arkadaşım ders notlarını, saatlerini ve sınav bilgilerini facebook aracılığı ile duyurmanın etkinliğini ölçtü.  )

Sosyal medyanın bu kadar hızlı yayılıp, zorlama olmadan çığ gibi büyümesinin bir diğer nedeni, kullanıcıların hiyerarşi olmadan, örneğin hayranı oldukları bir yazara, bir politikacıya, yabancı ülkelerdeki bilim insanlarına, …vb, hemen erişerek onları günlük takip edebilmeleri, aralarında doğrudan ileti kadar mesafe olmasıdır. Ya da örneğin, istersek Wikipedia’ya hepimiz bir başlık girebiliriz. Özetle, sosyal medyayı tercih edilir kılan etkenler, sosyal medyanın katılımcı, erişilebilir, şeffaf bir iletişim kanalı olmasıdır.

Sosyal medya çatısı altında 7 ana blok öne çıkar. Bunlar:

  • Kimlik
  • Paylaşım
  • Sohbet
  • Görünüş
  • İlişkiler
  • Gruplar

Tüm bu öne çıkan verilerden, bir kullanıcının profili, ilgi alanları, sık yaptığı işlemler, sosyal çevresi, hobileri gibi veriler listelenerek reklam, hizmet ve servis sağlama, sosyal grafiğinin çizilmesi, trendlerin ölçümü gibi oldukça değerli bilgilere ulaşılabilir. Zira gün geçtikçe kullanıcılar kısa ileti, e-posta gibi iletişim kanallarını kullanmaktansa, sosyal ağlarda haberleşmeyi yeğliyorlar.

Sosyal medya sayesinde kullanıcılar, tüm bu verileri farklı yollarla sağlayacaklar. Yani, kullanıcılar, “microblogging” servislerini etkinleştirecek kişisel bloglar yazacak, sosyal ağlarını belirleyecek, belirli sayfaları ziyaret edecek, sosyal ‘bookmarking’ yapacak, gazete okurken haberleri oylayacak, yorum yapacak, beğenecek, ..vb ve böylece sosyal kimliğini belirlemiş olacak. Bu verilerden yararlanmak isteyen sistemler ise Web 3.0’i kullanarak verilere erişecek, profillerini/trendleri çıkarabilecek, semantik çıkarımlarda bulunacak ve kullanıcıya ilişkin belirleyici bilgiye sahip olup bu veriyi işleyecektir.
Sözün özü, günümüzde hızla devinen dünyada, gücünü durmadan artıran ve etkisi net ve büyük olan sosyal medyayı yadsımak, kulaklarımızı kapamak olanaksız. Yapmamız gereken, bu veri okyanusunu nasıl kullanabileceğimizi çözecek algoritmalara yoğunlaşmaktır!

Tarih: 09.05.2012 22:26 Yazar: Aytül Arısoy

Yazar'a Soru Sorun!

eBülten Üyeliği

Tüm yeniliklerimizden haberdar olmak için eBültenimize kayıt olun!