Blog

Mobil Cüzdan

Cüzdan, 1600’lü yıllarda Amerika’da kağıt paranın tedavüle girmesiyle birlikte deri ve kumaştan yapılarak kullanılmaya başlamıştır. Cumhuriyet döneminde 1927 yılında ilk kağıt paranın basılmasıyla tüccarlar ve erkekler tarafından yoğunlukla kullanılan cüzdan, sonlarında günlük ihtiyaçları karşılamak amacıyla hem kağıt hem de bozuk paraların taşınması amacıyla kadınlar tarafından da kullanılmıştır. Önceden para için kullanılan bu cüzdanlar bugünlerde yerlerini kimlik kartları, akbiller, ehliyetler ve özellikle kredi kartlarına bırakmaya başladılar. Çünkü artık para; sanal bir gerçeklikten ibaret. Bunun sonucunda, 85.60 mm x 53.98 mm ebatlarında üzerinde ISO/IEC 7812 sayılı standarda uygun numara ve isimlerimizi barındıran plastik kartlar yani kredi kartları cüzdanlarda yerlerini aldı bile.

İş hayatının yoğunluğu, trafiğin çilesi ve yaşam mücadelesi bazen cüzdanımızı evde, ofiste, parkta, otobüste vb. yerlerde unutmamıza sebep olmakta. Ancak unutmadığımız tek şey Cep Telefonudur. Onlar bizim her şeyimiz, canımız, can dostumuz, yaşama sebebimiz. İşte hikayemiz burada şekilleniyor 🙂

Hikaye 1:

İlk buluşması için boğaz manzaralı, lüks ve elit bir restoranda rezervasyon yapan Arda, kız arkadaşı ile restorana gelir. Hiç ışığı olmayan tamamen Mum ışığı ile donatılmış romantik ve  lüks bir ortamdır. Yemekler müzik eşliğinde yenilir, tatlılar sanki bir rüya gibidir. Türk’ün sevdiği türden ince belli bardakla yemek sonlanır. Hürmette eksik etmeyen garson deri kaplı cüzdan içerisinde hesabı getirir, nazikçe ve sessizce cüzdanı masaya bırakır. Kahkaha ve eğlence dolu sohbet devam ederken elini yavaşça cebine atan Arda’nın yüzü buz keser. Hayat daha ağır ilerler, sesler uğultu gibi gelmeye başlar, nefes alış verişi yavaşlar ve kalp atışının seslerini duymaya başlar. Önce güzel mi güzel sevgilisine, sonra garsona ve sonra yavaşça o masada duran cüzdana bakar. O şen şakrak, eğlenceli, hayat dolu Arda gider ve yerine mahcup, utangaç bir delikanlı gelir. Çünkü Arda içinde kredi kartının bulunduğu cüzdanını evde unutmuştur. Unuttuğu bir kredi kartı değildir. O çok sevdiği, bonuslarının, yan haklarının ve avantajlarının bol olduğu, taksitlere +3 taksit daha yapan, en zor gününde bile ona yardımcı olan, belki de üniversite hayatının tamamında dert ortağı, bazen faturalarını ödediği, bazen en sevdiğine hediye aldığı ve hatta bazen cebinde para olmadığı için 1 TL’ye simit aldığı kredi kartını o 1600’lü yıllardan kalma eski moda cüzdanda unutmuştur. Kahretsin bunun başka bir çözümü yok mu der içinden?  

….Var Arda var, bunun tabi ki bir çözümü var. Çözüm, “Mobil Ödeme” J

Hikaye 2:

Arda lüks bir restoranda rezervasyon yapar…Sevgilisi ile güzel bir yemek yerler…Yemekler, tatlılar, alevli meyveler, çaylar…“Hey garson, hesap lütfen” der Arda…Nazikçe hesabı getiren garsona “Pos da Lütfen” işareti yapar Arda…Gelen POS cihazına daha önceden kredi kartını tanımladığı akıllı telefonunu uzatan Arda “Bahşişi de buradan çekiyorum koçum” der ve kız arkadaşına karizmatik şekilde göz kırpar. 😉

Tarih: 22.12.2016 12:56 Yazar: Ömer Özer

Yazar'a Soru Sorun!

eBülten Üyeliği

Tüm yeniliklerimizden haberdar olmak için eBültenimize kayıt olun!