HABER VE ETKİNLİKLER

BASIN BÜLTENLERİ

ETKİNLİKLER

MEDYA İÇİN BİLGİLER

ÖRNEK PROJELER

MAKALELER

BASINDAN

NORTEL MAKALELERİ



MAKALELER

Ağ Erişiminde Güvenlik Uygulamaları

Sinan Korkmaz
Sistem Mühendisi
Nortel Netaş

Günümüzde kurumsal ağlarda güvenlik kavramı büyük bir değişim geçiriyor.. Internet'in yaygınlaşmaya başladığı günlerde, sadece "dış dünya"dan gelebileceği varsayılan belirgin tehditlere karşı önlem almakla eşdeğer kabul edilen ağ güvenliği, günümüzde hem iç hem dış tehditlere karşı önlemler almaya, hatta önlem almaktan öte, ağ davranışını aktif biçimde gözleyerek beklenmeyen aktiviteleri engelleme ve böylelikle henüz belirgin biçimde bilinmeyen tehditleri dahi etkisiz kılmaya varan bir gelişme gösterdi.

Olası saldırıların nereden geleceği sorusuna kesin bir yanıt vermek zorlaşırken, ağların temel hizmet alıcısı durumundaki kullanıcılar, saldırıların hedefi konumundan hem hedef hem de kaynak olma konumuna doğru kayıyor. Ağ güvenliğine yönelik saldırıların kaynakları konusunda yapılan araştırmalar, iç tehditlerin giderek dış tehditler boyutuna geldiğini gösteriyor. "Ağın içi", artık sadece korunan bir yer değil, aynı zamanda kendisine karşı tedbir alınan bir yer olarak algılanmalıdır.

Kurumsal ağlarda güvenlik adına ilk yapılması gereken, kurumsal bir güvenlik politikasının oluşturulması ve uygulamaya konmasıdır. Bu uygulama sadece güvenlik için alınan/kullanılan ciha ve yazılımlar olarak algılanmamalı, kişileri, iş süreçlerini, kullanılan araçları içeren ve değişen ihtiyaçlara göre sürekli yenilenen bir yapıda ele alınmalıdır.

Belirlenen bir güvenlik politikasının önemli uygulama noktalarından biri kullanılan tüm sunucu ve istemci bilgisayarlarının kurumsal politikalara uygun hale getirilmesidir. Ekran koruyucu kullanımının zorunlu tutulması, kullanıcı şifrelerinin belirli uzunlukta ve karmaşıklıkta olmasının sağlanması gibi temel adımların yanısıra Anti-Virüs yazılımları, kişisel güvenlik duvarı yazılımları gibi yardımcı araçlara başvurulması da gereklidir.

Kurum içerisinde kullanılan tüm bilgisayarların istenen güvenlik seviyesinde olmasının sağlanması başlı başına bir yönetim yükü getiren, ciddiyetle planlanması gereken bir faaliyettir. Gerekli güvenlik seviyesinde bulunmayan bir bilgisayarın ağa serbestçe bağlanması, tüm ağ üzerinde zararlı sonuçlar doğurabilecek bir saldırı için mükemmel bir fırsattır. Bu tür bir saldırı, sözkonusu bilgisayarı kullanan kişi farkına bile varmadan hızla yayılabilir ve basit önlemlerle engellenebilecek iş kayıplarına sebep olabilir.

Ağa Erişim” Çeşitleniyor
Bu tür bir kurumsal güvenlik politikasının uygulanmasındaki zorluklar, kullanıcıların daha hareketli olması, uzaktan erişim yöntemlerinin çeşitlenmesi nedeniyle de giderek artmaktadır. Bir bilgisayarın kurumsal ağa bağlanma hızı her geçen gün daha da artmakta ve çeşitlenmektedir. Yerel ağlarda Gigabitlere varan erişim kapasitesi, uzaktan erişim yapan kullanıcı bilgisayarına giren bir virüsün, şirket ağına çok kısa bir sürede yayılmasına zemin hazırlamaktadır. DSL, Metro Ethernet, GPRS, WLAN gibi teknolojilerin yaygınlaşması uzaktan erişim hızlarını alışılmamış seviyelere çıkarmış, dolayısıyla güvenlik tehditlerinin boyutunu da farklılaştırmıştır.

Bu nedenle, "ağa erişim" artık kablolamanın ulaştığı noktalar ile sınırlanamaz hale gelmiştir. Dolayısıyla ağa erişen cihazların kurumsal güvenlik politikalarına uygun olup olmadığı sadece kablolu ağa bağlanan kullanıcı makinalarının denetlenmesi ile sınırlı tutulamaz. Erişim biçimi ne olursa olsun, ağa dahil olan tüm bilgisayarların güvenlik politikasına uygun olup olmadığı denetlenebilmelidir. Kullanıcı nerede olursa olsun, nasıl bir erişim yöntemi ile ağa bağlanırsa bağlansın aynı güvenlik denetiminden geçirilebilmeli, gerekli güvenlik kriterlerine uygun değilse kullanıcıya gerekli güncelleme ve düzeltmeleri yapmasına yönelik yönergeler iletilebilmelidir.

Bu amaçla her tür uzak erişim yönteminde, Kablosuz Yerel Alan Ağı (WLAN), IPSec veya SSL temelli uzak erişim, Kablolu Yerel Alan Ağı (LAN) bağlantılarında aynı denetimlerin yapılabildiği, kurumsal politikaların uygulanmasını zorunlu hale getirebilen bir ağ erişim denetimi yapısı kurulmalıdır.

Güvenli Erişim için Kullanılan Bazı Uygulamalar
Ağ Erişimi konusunda varolan güvenlik ihtiyaçları, bu konuda farklı çözüm önerilerinin gelişmesine sebep olmuş, bunların bazıları uluslararası standartlara ulaşırken bazıları endüstride yaygınlık kazanan, "de-facto" standartlar halini almıştır.

Bu çözümler, yukarıda bahsedilen şekilde, bağlanan her bilgisayarın güvenlik taramasında geçirilmesi noktasında eksik kalmasına rağmen, bilinen/güvenilen kullanıcıların ağa bağlanabilmesine olanak verir, ilgili olmadıkları ağ kaynaklarına erişimlerini engelleyerek kaynakların etkin kullanımını sağlar. Hiçbir güvenlik önleminin uygulanmadığı bir durumla kıyaslandığında, daha ileri bir güvenlik durumuna geçilmesini kolaylaştırır.

IEEE 802.1X (EAP)
Bu çözümlerin arasında en bilinen ve standartlaşma anlamında en ileride bulunan uygulama IEEE 802.1X uygulamasıdır. Bu uygulamada, kullanılan Ethernet anahtarlar ve kullanıcı bilgisayarları bu standardı desteklemek zorundadır. Herhangi bir kullanıcı portuna bağlantı yapıldığında port doğrudan kullanıcı verisine geçiş izni vermemekte, öncelikle kullanıcıdan bir isim ve şifre girmesi istenmektedir. Girilen isim ve şifre bilgisi merkezi bir sunucuya sorulmakta, doğrulandığı taktirde kullanıcı, sunucunun belirttiği sanal yerel ağa (VLAN) bağlanmaktadır. Ethernet anahtarlar tarafından otomatik olarak gerçekleştirilen bu işlem, kullanıcı bilgisayarının bu standarta uygun bir yazılıma sahip olmasını gerektirmektedir. 802.1X, basit ve etkin bir kullanıma sahip bir standarttır. Standart haline ulaşmış olması sayesinde farklı markaların anahtarları ile birlikte çalıştırılabilmektedir. Bununla birlikte, standartın tanımlanışında değinilmeyen bazı kullanım zorlukları bulunabilmektedir. Örneğin kullanıcının Ethernet anahtar bağlantısı için girdiği şifre, işletim sistemine girilen şifre ile aynı dahi olsa, birbirinden farklı şifre giriş işlemleri yapılması şarttır ve bu nokta kullanıcılarda kafa karışıklığına sebep olabilmektedir. Birden fazla kullanıcıya sahip olabilen bilgisayarlarda (üniversitelerin bilgisayar laboratuvarları, kiosk makinalar, toplantı odalarında bulunan sunum makinaları gibi) Ethernet kablosunun bağlantısı çekilmediği sürece ilk girilen isim ve şifre geçerli olmakta, kullanıcının değiştiği sistem tarafından algılanamamaktadır. Her işletim sisteminin 802.1X sürücüsü bulunmayabilir. Üzerinde bu tür bir yazılım yükleme imkanı olmayan pek çok ağ elemanı da bulunacaktır (yazıcılar, WLAN erişim noktaları, tarayıcılar, kameralar gibi). Bu tür cihazların sisteme sabit MAC adresi bazında tanımlamak veya bu cihazların bağlanacağı Ethernet anahtar portlarında 802.1X kontrolünü devreden çıkarmak gerekmektedir. Bazı portların güvenlik taramasının dışına çıkarılması, bu portların farklı amaçlar için kullanımına pencere açabilecektir. Sabit tanımlamalar yapmak ise ağ yönetimine ek bir yük getirmektedir.

Bu olumsuz yanlarına rağmen 802.1X uygulaması standartlaşmış olması, basit bir konfigürasyona sahip olması ve daha önce güvenlik tedbiri alınmayan bir noktada kullanıcı kimliğini sorgulayan bir tedbir alabilmesi nedeniyle önerilen bir uygulamadır.

MAC Adres Temelli Güvenlik
Bir başka uygulama ise Ethernet anahtarlar üzerinde kullanıcıların MAC adres ve IP adresleri bazında tanınmaları ve bilinmeyen adreslerin ağa erişiminin kısıtlanmasıdır. Bu konuda uluslararası standartlar bulunmamakla birlikte hemen her büyük Ethernet anahtarı üreticisinin bu tür bir çözümü vardır. Ethernet anahtarlar üzerine bilinen kullanıcıların MAC adresleri ağ yöneticileri tarafından girilmekte, bilinmeyen tüm adreslerin ağa erişimi kapatılmaktadır. Bu sayede ağ yönetiminin bilgisi dışında ağa erişim mümkün olmamaktadır.

MAC adres temelli güvenlik uygulaması, kullanıcı bilgisayarlarında özel bir yazılım veya versiyon gerektirmediğinden kullanıcıdan bağımsız bir uygulama fırsatı vermekte, günlük uygulamayı basitleştirmektedir.

Bu uygulamanın ağ yönetimine getirdiği ek iş yükü, kullanıcı bilgisayarlarının MAC adreslerinin bulunması, bu bilginin gerekli yerlerdeki pek çok Ethernet anahtara girilmesi ve bu bilgilerin güncel tutulmasındaki zorluktur. Bu yükün azaltılması amacıyla bazı anahtarlarda "Öğrenme" modu bulunmaktadır. Ethernet anahtarı öncelikle öğrenme moduna alınmakta, MAC adres tablosu öğrenildikten sonra anahtar güvenli moda alınmaktadır. Bu sayede MAC adres listesinin elle girilmesine gerek kalmadığı gibi, çok sayıda değişikliğin yapılması gerektiğinde (örneğin departmanların yer değiştirmesi, veya bir anahtarın değiştirilmesi gibi) MAC adres tablosunun tek tek değiştirilmesinin de önüne geçilebilmektedir. Bu sayede günlük işletim son derece kolaylaşmaktadır.

Her iki yöntemde de, "bilinen" ve "güvenilen" kullanıcı bilgisayarlarının ağa erişimine izin verilmesi, tanınmayan bilgisayarların ağa alınmaması temelinde özetlenebilen bir güvenlik önleminden bahsedilmektedir. Bu tür bir önlem, hiçbir güvenlik önleminin alınmadığı bir ağ uygulamasına göre elbette ileri bir adımdır. Bununla birlikte, yukarıda bahsettiğimiz erişim güvenliği kavramına yönelik bütünsel bir bakıştan yoksundur:

  • Kablolu ağ ile ilgili olarak alınan bu önlemler, VPN erişimini saldırılara açık bırakmaktadır.
  • Bilinen bir kullanıcının da bilgisayarında virüsler, Truva atları veya zararlı yazılımlar bulunabilir. Bu tür bir kontrol yapılamamaktadır.
  • Kullanım alışkanlıklarına aykırı durumlar ortaya çıkabilmektedir. (Bir şifre daha girilmesinin anlaşılmaması veya bir portun çalışmadığı sonucuna varılarak başka portların denenmesi gibi)

Nortel Güvenli Ağ Erişimi Çözümü
Nortel'in geliştirdiği Güvenli Ağ Erişimi (Nortel Secure Network Access - NSNA) çözümü, her tür ağ erişim yöntemine uygulanabilen bir güvenlik seviyesi sunmaktadır. Kablolu ve kablosuz yerel alan ağında, IPSec VPN, SSL-VPN erişimlerinde, kısaca günümüzde yaygın olarak kullanılan her tür ağ erişiminde tam olarak aynı seviyede güvenlik kriterlerinin uygulanabileceği, bağlanan bilgisayarların aynı kural kontrolünden geçirilebileceği bir yapı kurulabilmektedir.

Endüstride benzer amaca hizmet eden ürünler, genellikle tek bir erişim biçim üzerinde yoğunlaşmıştır. LAN erişimi konusunda birkaç çözüm bulunmaktadır. VPN erişimi konusunda da çeşitli üreticilerin kendine has çözümlerine rastlamak mümkündür. Fakat bunların tümünü kapsayan, aynı yaklaşım, aynı teknoloji ve aynı kural seti ile çalışabilen benzer bir çözüm bulunmamaktadır.

Tunnel Guard Teknolojisi
NSNA çözümünün temelinde, Tunnel Guard teknolojisi bulunmaktadır. Başlangıçta VPN erişimlerinde kullanılmak üzere geliştirilen Tunnel Guard teknolojisi, daha sonra tüm erişim yöntemlerine genişletilmiştir. Java temelli bir yazılım parçacığının ağa erişen bilgisayara otomatik olarak yüklenmesi ve gerekli kontrollerin yapılmasını sağlar. Tüm erişim biçimlerine aynı tür yazılım parçacığı kullanıldığından aynı kural seti tanımı ile tüm erişim noktalarında aynı kotrollerin yapılabilmesi, dolayısıyla aynı güvenlik seviyesine erişilmesi mümkündür.

NSNA çözümünün en önemli avantajlarından biri, kullanıcı bilgisayarı üzerine özel bir yazılım kurulmasına ihtiyaç duymamasıdır. Kullanıcıların bilgisayarlarına önceden bir yazılım yüklenmeden gerekli kontrollerin yapılmasını sağlayan Tunnel Guard yazılım parçacığı, ağa erişim sırasında Java teknolojisi sayesinde kullanıcının müdahalesine gerek kalmaksızın otomatik olarak yüklenmektedir.

Bu yaklaşım bir yandan kullanıcılara ağ altyapısını daha iyi tanımaları gibi bir zorunluluk getirmeden iş yapmaya devam etmeleri imkanı verirken, diğer yandan ağ yöneticilerini her tür kullanıcı bilgisayarına özel bir yazılımın yüklenmesi, bu yazılımın sürümlerinin kontrol edilmesi ve diğer yazılımlarla birlikte çalışabilme testleri yapılması gibi büyük bir iş yükünden kurtarmaktadır.

Tunnel Guard yazılımı, kullanıcı bilgisayarı kurumsal ağa bağlanmaya çalıştığında bilgisayara yüklenmekte, önceden ağ yöneticisi tarafından belirlenmiş olan kontrolleri gerçekleştirmekte, bilgisayar gerekli şartları sağlıyorsa merkezdeki kontrol ünitesi ile (bu ünite VPN geçidi, NSNA anahtarı olabilir) haberleşerek kullanıcının ağa erişimine izin vermektedir. Kullanılan teknoloji aynı olduğundan bir erişim yöntemi için belirlenen erişim kuralları tümüyle diğer erişim yöntemleri için kullanılabilir hale gelmektedir. Bu sayede erişim yönteminden bağımsız bir Ağ Erişim Politikası oluşturabilmek ve bu politikayı tüm erişim noktalarında uygulayabilmek mümkün olmaktadır.

Uygulanan güvenlik politikalarınýn sürekli kontrol edilmesi bir gerekliliktir. Bu kontrolün sadece ilk bağlantı sırasında bir kez yapılması, zamanla onay almış bir bilgisayarda oluşacak değişikliklerin fark edilememesine neden olur. Tunnel Guard teknolojisi, güvenlik kontrollerini periyodik olarak yapmaktadır. Bu sayede sürekli açık kalan bilgisayarların da güncel politikalar uyumlu tutulduğundan emin olunabilmektedir.

Güvenli Ağ Erişimi Çözümü'nün Bileşenleri ve Çalışma Şekli
Güvenli Ağ Erişimi Çözümü tek bir cihazdan oluşan bir yapı değildir. Bu çözümün birbirini bütünleyen farklı bileşenleri bulunmaktadır. Bu bileşenler, kurumsal ağda bulunan kimlik doğrulama sistemleri, DNS/DHCP sunucuları gibi marka bağımsız noktaları da kapsamaktadır.

VPN erişimi konusunda Nortel VPN Gateway ürün ailesi, aynı cihaz üzerinde hem IPSec temelli, hem SSL temelli kullanıcı erişimi sunabilmektedir. Buna ek olarak Nortel VPN Yönlendirici portföyü, IPSec temelli kullanıcı ve ofis bağlantıları sağlayabilen ve gelişmiş yünlendirici özellikleri bulunan bir ürün ailesidir. Her iki ürün ailesinde de Tunnel Guard teknolojisi mevcuttur, erişim güvenlik kontrolü ve kimlik doğrulama amacıyla kurumsal sunucu platformları kullanılabilmektedir.

Kablolu ve Kablosuz Yerel Alan Ağları erişiminde ise aynı teknoloji, Güvenli Ağ Erişimi Anahtarı (Secure Network Access Switch - SNAS) sayesinde kullanılabilmektedir. SNAS, kullanıcıların bağlandıkları Ethernet anahtarları ile entegre çalışarak kullanıcıların ağa erişmeden önce denetlenebilmelerini sağlamaktadır.





Ana Sayfa | Bize Ulaşmak İçin | Site Haritası | English | Telif Hakkı/Kullanım Şartları | Gizlilik Sözleşmesi
Copyright © Nortel Networks Netaş 2003. Tüm Hakları Saklıdır.